4- İLKYARDIM BİLGİSİ

piltanhoca.com  Sürücü Adayı Eğitim Sitesi

İLKYARDIM BİLGİSİ


 
1-GENEL İLKYARDIM BİLGİLERİ

İlkyardım Nedir

 İlkyardım Nedir?
 Herhangi bir kaza ya da yaşamı tehlikeye düşüren bir durumda, tıbbı yardım sağlanıncaya kadar hayatın kurtarılması ya da durumun daha kötüye gitmesini önleyebilmek amacıyla olay yerinde, tıbbi araç gereç aranmaksızın, mevcut araç gereçlerle yapılan ilaçsız uygulamalara denir.

Acil tedavi

 Acil tedavi?
 Acil servis, sağlık istasyonu, ambulans gibi acil tedavi ünitelerinde, hasta/yaralılara doktor ve sağlık personeli tarafından yapılan tıbbi müdahalelerdir.

   İlkyardım ve acil tedavi arasındaki fark nedir?
 İlkyardım bu konuda eğitim almış herkesin olayın olduğu yerde bulabildiği malzemeleri kullanarak yaptığı hayat kurtarıcı müdahale olmasına karşın,
 Acil tedavi bu konuda ehliyetli kişilerce (sağlık personeli tarafından) gerekli donanımla yapılan tıbbi müdahaledir.
 (İlkyardım; ilkyardımcı tarafından olay yerinde yapılır, geçici, hayat kurtarıcı müdahaledir. Tıbbi araç gereç ve ilaç kullanılmaz; ancak sürekli kullandığı ilaç varsa istemesi halinde almasına yardımcı olunabilir.
 İlkyardım; tıkalı olan soluk yolunu açmak, solunumu durana yapay (suni) solunum yapmak, duran dolaşımı yani kalbi kalp basısı ile çalıştırmak, kanamayı durdurmak vb. uygulamalarla hayat kurtarmaktır.
 Tıbbi araç gereç ve ilaç kullanmak, iyileştirmek, tedavi etmek, acil tedavicinin yani sağlık personelinin görevidir).

 İlkyardımcı kimdir?
 İlkyardım tanımında belirtilen amaç doğrultusunda hasta/yaralı ya tıbbi araç gereç aranmaksızın mevcut araç gereçlerle, ilaçsız uygulamaları yapan eğitim almış kişi ya da kişilerdir.

 İlkyardımın öncelikli amaçları nelerdir?
 Hayati tehlikenin ortadan kaldırılması,
 Yaşamsal fonksiyonların sürdürülmesinin sağlanması, (tıkalı soluk yolunun açılması, solunumun sağlanması, dolaşımın sağlanması gibi),
 Hasta/yaralının durumunun kötüleşmesinin önlenmesi,
 İyileşmenin kolaylaştırılmasıdır.

 İlkyardımın temel uygulamaları nelerdir?
 İlkyardım temel uygulamaları Koruma, Bildirme, Kurtarma (KBK) olarak ifade edilir.

Koruma

   1-Koruma:   Kaza sonuçlarının ağırlaşmasını önlemek için olay yerinin değerlendirilmesini kapsar.
  En önemli işlem olay yerinde oluşabilecek tehlikeleri belirleyerek güvenli bir çevre oluşturmaktır.
 (Kısaca koruma; ilkyardımcı önce kendi can güvenliğini sağladıktan sonra, olay yerinde ikinci bir olay meydana gelmemesi için gerekli trafik tedbirlerinin almasıdır).

 Olay yerini değerlendirmenin amacı nedir?

Olay yerini değerlendirmenin amacı nedir
 Olay yerinde tekrar kaza olma riskinin ortadan kaldırılması,
 Olay yerindeki hasta/yaralı sayısının ve türlerinin belirlenmesidir.
 Olay yerinin hızlı bir şekilde değerlendirilmesinin ardından yapılacak müdahaleler planlanır.

 Olay yerinin değerlendirilmesinde yapılacak işler nelerdir?
 Kazaya uğrayan araç mümkünse yolun dışına ve güvenli bir alana alınmalı, kontağı kapatılmalı, el freni çekilmeli, araç LPG’li ise aracın bagajında bulunan tüpün vanası kapatılmalıdır,
 Olay yeri yeterince görünebilir biçimde işaretlenmelidir.
 Kaza noktasının önüne ve arkasına gelebilecek araç sürücülerini yavaşlatmak ve olası bir kaza tehlikesini önlemek için (En az 150 metreden görünebilecek şekilde üçgen reflektör) uyarı işaretleri yerleştirilmelidir,
 Olay yerinde hasta/yaralıya yapılacak yardımı güçleştirebilecek veya engelleyebilecek meraklı kişiler olay yerinden uzaklaştırılmalıdır,
 Olası patlama ve yangın riskini önlemek için olay yerinde sigara içilmemelidir,
 Gaz varlığı söz konusu ise oluşabilecek zehirlenmelerin önlenmesi için gerekli önlemler alınmalıdır,
 Ortam havalandırılmalıdır,
 Kıvılcım oluşturabilecek ışıklandırma veya çağrı araçlarının kullanılmasına izin verilmemelidir,
 Hasta/yaralı yerinden oynatılmamalıdır,
 Hasta/yaralı hızla yaşam bulguları yönünden (ABC) değerlendirilmelidir,
 Hasta/yaralı kırık ve kanama yönünden değerlendirilmelidir,
 Hasta/yaralı sıcak tutulmalıdır,
 Hasta/yaralının bilinci kapalı ise ağızdan hiçbir şey verilmemelidir,
 Tıbbi yardım istenmelidir (112),
 Hasta/yaralının korku ve endişeleri giderilmeli, nazik ve hoşgörülü olmalıdır,
 Hasta/yaralının paniğe kapılmasını engellemek için yarasını görmesine izin verilmemelidir,
 Hasta/yaralı ve olay hakkındaki bilgiler kaydedilmelidir,
 Yardım ekibi gelene kadar olay yerinde kalınmalıdır.

Bildirme

   2-Bildirme: Olay/kaza mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde telefon veya diğer kişiler aracılığı ile gerekli yardım kuruluşlarına bildirilmelidir.
   Türkiye'de ilkyardım gerektiren her durumda telefon iletişimleri, 112 acil telefon numarası üzerinden gerçekleştirilir.
 
   112’nin aranması sırasında (Bildirme) nelere dikkat edilmelidir?
 Sakin olunmalı ya da sakin olan bir kişinin araması sağlanmalı,
 112 merkezi tarafından sorulan sorulara net bir şekilde cevap verilmeli,
 Kesin yer ve adres bilgileri verilirken, olayın olduğu yere yakın bir caddenin ya da çok bilinen bir yerin adı verilmeli,
 Kimin, hangi numaradan aradığı bildirilmeli,
 Hasta/yaralıların adı ve olayın tanımı yapılmalı,
 Hasta/yaralı sayısı ve durumu bildirilmeli,
 Eğer herhangi bir ilkyardım uygulaması yapıldıysa nasıl bir yardım verildiği belirtilmeli,
 112 hattında bilgi alan kişi, gerekli olan tüm bilgileri aldığını söyleyinceye kadar telefon kapatılmamalıdır.

 3-Kurtarma (Müdahale): Olay yerinde hasta/yaralılara müdahale hızlı ancak sakin bir şekilde yapılmalıdır.
Kurtarma (Müdahale)

 İlkyardımcının müdahale (kurtarma) ile ilgili öncelikli yapması gerekenler nelerdir?
 Hasta/yaralıların durumu değerlendirilir (ABC) ve öncelikli müdahale edilecekler belirlenir,
 Hasta/yaralının korku ve endişeleri giderilir,
 Hasta/yaralıya müdahalede yardımcı olacak kişiler organize edilir,
 Hasta/yaralının durumunun ağırlaşmasını önlemek için kendi kişisel olanakları ile gerekli müdahalelerde bulunulur,
 Kırıklara yerinde müdahale edilir,
 Hasta/yaralı sıcak tutulur,
 Hasta/yaralının yarasını görmesine izin verilmez,
 Hasta/yaralıyı hareket ettirmeden müdahale yapılır,
 Hasta/yaralının, en uygun yöntemlerle en yakın sağlık kuruluşuna sevki sağlanır (112).
 (Ağır hasta/yaralı bir kişi, hayati tehlikede olmadığı sürece asla yerinden kıpırdatılmamalıdır).

 İlkyardımcının özellikleri nasıl olmalıdır?
 Olay yeri genellikle insanların telaşlı ve heyecanlı oldukları ortamlardır.
 Bu durumda ilkyardımcı, sakin ve kararlı bir şekilde, olayın sorumluluğunu alarak gerekli müdahaleleri doğru olarak yapmalıdır.

 Bunun için bir ilkyardımcıda aşağıdaki özelliklerin olması gerekmektedir;
 İlkyardım eğitimi almış olmalı,
 Kendi can güvenliğini tehlikeye atmamalı,
 Sakin ve telaşsız olmalı,
 Hızlı ve doğru karar verebilmeli,
 Kazazedeyi sakinleştirmeli,
 Daima yavaş, anlaşılır ve açık olarak konuşmalı,
 Eldeki olanakları değerlendirebilmeli,
 Kendine güvenmeli ama emin olmadığı girişimleri yapmamalı,
 Çevredeki kişileri organize edebilmeli ve onlardan yararlanabilmeli,
 İyi bir iletişim becerisine sahip olmalı,
 Doğru bilgi, beceri ve davranış kazanmış olmalı,
 Olayı anında ve doğru olarak haber vermeli (112’ye bildirmeli),
 Sağlık Personeli olay yerine geldiği anda, onun yardımcısı durumuna geçmelidir.

   Hayat kurtarma zinciri nedir?

Hayat kurtarma zinciri nedir


   Hayat kurtarma zinciri 4 halkadan oluşur.
   İlk iki halka ilkyardımcının, son iki halka acil tedavicinin görevidir.
   1.Halka:  Sağlık kuruluşuna haber verilmesi,
   2.Halka: Olay yerinde Temel Yaşam Desteği yapılması,
   3.Halka: Ambulans ekiplerince müdahaleler yapılması,
   4.Halka: Hastane acil servislerinde müdahale yapılmasıdır.
 
   İlkyardımın ABC’si nedir?
İlkyardımın ABC’si
   Hasta/yaralıda önce Bilinç kontrol edilmeli, bilinç kapalı ise ABC yönünden hızla değerlendirilmelidir.
 A: Havayolu (Airway)  açıklığının değerlendirilmesi (Ağız içi kontrolü, Baş geri çene yukarıya pozisyonu verilir),
 (Hasta/yaralının soluk yolu; takma diş, top, toprak, kusmuk tıkayabilir, önce soluk yolu temizlenir, bilinci kapalı hasta/yaralıda dil kökü şişerek soluk yolunu tıkayabilir, soluk yolunu açmak için baş geri çene yukarı pozisyonu verilir).
 B: Solunumun (Breathing) değerlendirilmesi (Bak-Dinle-Hisset yöntemi ile değerlendirme, Yapay (suni) solunum).
 (Hava (soluk) yolu açıklığı sağlandıktan sonra bak-dinle-hisset yöntemi ile solunum yapıp yapmadığı 10 saniye süre ile değerlendirilir. Solunum durmuşsa hemen yapay solunuma başlanır).
 C: Dolaşımın (Circulation) değerlendirilmesi (Nabız kontrolü, Kalp masajı yapılması),
 (Çocuk ve yetişkinlerde şah damarlarından, bebeklerde kol atardamarlarından 3 parmakla 5 saniye süre ile nabız almaya çalışır. Dolaşım durmuşsa kalp masajı yapılarak dolaşım sağlanır).

 2-HASTA/YARALININ VE OLAY YERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ 

 İlkyardımcının bilmesi gereken ve vücudu oluşturan sistemler nelerdir?

 
İnsan vücudunun temel yapı taşı hücredir. (Hücre tek başına yaşayabilen en küçük canlı birimidir). Hücreler birleşerek dokuları, dokular birleşerek organları, organlar birleşerek sistemi oluşturur.

 

 

 1-Hareket sistemi: Vücudun hareket etmesini, desteklenmesini sağlar ve koruyucu görev yapar.
 Hareket sistemi şu yapılardan oluşur:  Kemikler, eklemler ve kaslar.



2-Dolaşım sistemi:
 Vücut dokularına oksijen, besin, hormon, bağışıklık elemanı ve benzeri elemanları taşır ve yeniden geriye toplar.
 Dolaşım sistemi şu yapılardan oluşur:  Kalp, kan damarları ve kan.


 3-Sinir Sistemi: Bilinç, anlama, düşünme, algılama, hareketlerinin uyumu, dengesi ve solunum ile dolaşımı sağlar.
 Sinir sistemi şu yapılardan oluşur: Beyin, beyincik, omurilik ve omurilik soğanı.

 4-Solunum sistemi: Vücuda gerekli olan gaz alışverişi görevini yaparak hücre ve dokuların oksijenlenmesini sağlar.
 Solunum sistemi şu organlardan oluşur: Solunum yolları ve    akciğerler.

 5-Boşaltım sistemi: Kanı süzerek gerekli maddelerin vücutta tutulması, zararlı olanların atılması görevlerini yaparak vücutta iç dengeyi korur.
 Boşaltım sistemi şu organlardan oluşur: Böbrekler, idrar borusu, idrar kesesi ve idrar kanalları.

 6-Sindirim sistemi: Ağızdan alınan besinlerin öğütülerek sindirilmesi ve kan dolaşımı vasıtasıyla vücuda dağıtılmasını sağlar.
 Sindirim sistemi şu organlardan oluşur: Dil ve dişler, yemek borusu, mide, safra kesesi, pankreas ve bağırsaklar.

 Yaşam bulguları ile ilgili önemli göstergeler nelerdir?
 Hasta/yaralıyı değerlendirmeden önce yaşam bulgularının anlamlarının bilinmesi gerekmektedir. Bu bulguların var veya yok olması yapılacak müdahaleler için önem taşımaktadır.

 Yaşam bulguları dediğimizde, hasta/yaralının; Bilinci, solunumu, dolaşımı, vücut ısısı ve kan basıncından söz edilmektedir.

 1-Bilinç durumunun değerlendirilmesi: Öncelikle, hasta/yaralının bilinç durumu değerlendirilir.

Bilinç durumunun değerlendirilmes

 Hasta/yaralıya sözlü uyarılarla ya da hafifçe omuzuna dokunarak “iyi misiniz?” diye sorularak bilinç durumu değerlendirilir.
 Normal bir kişi kendine yöneltilen tüm uyarılara cevap verir. Bilinç düzeyi yaralanmanın ağırlığını gösterir.
 Bir bebeğin bilinç durumu ayak tabanlarına vurularak anlaşılır.

 Bilinç düzeyleri;
 Kişinin bilinci yerinde ise: Tüm uyarılara cevap verir.
 Birinci Derece Bilinç Kaybı: Sözlü ve gürültülü uyaranlara cevap verir.
 İkinci Derece Bilinç Kaybı: Ağrılı uyaranlara cevap verir.
 Üçüncü Derece Bilinç Kaybı: Tüm uyaranlara karşı tepkisiz (kapalı), cevap vermez.

 2- Solunum değerlendirilmesi:
 Hasta/yaralının solunumu değerlendirilirken; Solunum sıklığına, Solunum aralıklarının eşitliğine, Solunum derinliğine bakılır.
 Yetişkin bir kişinin 1 dakika içinde nefes alma ve verme sayısı solunum sıklığıdır.
 Kişide normal solunum sayısı dakikada;
 -Yetişkinlerde 12-20,
 -Çocuklarda 16-22,
 -Bebeklerde 18-24’dür.
 3- Dolaşımın Sağlanması:
 Dolaşımı duran hasta/yaralıya  dış kalp masajı yapılarak hayati öneme sahip organların oksijen almasını sağlar.
 Nabız: Kalp atımlarının atardamar duvarına yaptığı basıncın parmak uçlarıyla hissedilmesine nabız denir.
 Kişide normal nabız sayısı dakikada;
 -Yetişkinlerde 60–100,
 -Çocuklarda 100–120,
 -Bebeklerde 100-140’dır.

 Vücutta nabız alınabilen bölgeler nerelerdir?

Vücutta nabız alınabilen bölgeler

 

 

1-Şah Damarı: Adem elmasının her iki yanı, En güçlü nabız alınan bölgedir. (İlkyardımcı, çocuk ve yetişkinlerde nabız kontrolünü şah damarından yapar.)

 2-Kol Damarı: Kolun iç yüzü, dirseğin üstü. (İlkyardımcı, bebeklerde nabız kontrolünü kol damarından yapar.)

 3- Ön-Kol Damarı: Bileğin iç yüzü, başparmağın üst hizası,

 4- Bacak Damarı: Ayakların üst dış yan kısmı.

 

 


 4-Vücut Isısının değerlendirilmesi:
 Vücut işlevlerinin sürdürülmesi için gerekli olan ısıdır. Organizma yalnızca 34-43 °C arasında canlılığını sürdürebilir.
 Normal vücut ısısı 36,5 °C’dir.
 Normal değerin üstünde olması yüksek ateş, altında olması düşük ateş olarak belirtilir.
 41-42 °C üstü ve 34,5 °C altı tehlike olduğunu ifade eder.(İlkyardımda vücut ısısı koltuk altından ölçülmelidir.)

 5-Kan basıncının değerlendirilmesi:
 Hasta/yaralı değerlendirilirken kan basıncı kontrol edilmez. (Kan basıncı tansiyon cihazı ile ölçülebilmektedir.)  Ancak, kan basıncının anlamının bilinmesi önemlidir.
 Kalbin kasılma ve gevşeme anında damar duvarına yaptığı basınçtır. Kalbin kan pompalama gücünü gösterir.
 Normal değeri 50/100-100/140 mmHg’dir.

 Hasta/yaralının değerlendirilmesinin amacı nedir?
 Hastalık ya da yaralanmanın ciddiyetinin değerlendirilmesi,
 İlkyardım önceliklerinin belirlenmesi,
 Yapılacak ilkyardım yönteminin belirlenmesi,
 Güvenli bir müdahale sağlanmasıdır.

 Hasta/yaralının ilk değerlendirilmesinin amacı nedir?
 Çocuk ve yetişkin hasta/yaralıya sözlü uyarılarla ya da hafifçe omuzuna dokunarak “iyi misiniz?” diye sorularak, bebeklerde ise ayak tabanlarına vurularak bilinç durumu değerlendirmesi yapılır.
 Bilinç durumunun değerlendirilmesi daha sonraki aşamalar için önemlidir.

 Hasta/yaralının ilk değerlendirilme aşamaları şunlardır.
 Havayolu açıklığının değerlendirilmesi:
 Özellikle bilinç kaybı olanlarda dil geri kaçarak solunum yolunu tıkayabilir ya da kusmak, yabancı cisimlerle solunum yolu tıkanabilir. Havanın akciğere ulaşabilmesi için hava yolunun açık olması gerekir.

Havayolu açıklığının değerlendirilmesi

 Hava yolu açıklığı sağlanırken hasta/yaralı baş-boyun-gövde ekseni düz olacak şekilde yatırılmalıdır.
 Bilinç kaybı belirlenmiş ise ağız içi önce göz ile daha sonra işaret parmağı yandan ağız içine sokularak bir çengel gibi kullanarak diğer yandan çıkartılmak suretiyle kontrol edilmeli, ardından yabancı cisim varsa bir bez aracılığı ile çıkarılmalıdır.
 Daha sonra bir el hasta/yaralının alnına konarak, diğer elin 2-3 parmağı ile çene tutularak baş geriye doğru itilip baş geri çene yukarı pozisyonu verilir.
 Bu işlemler sırasında sert hareketlerden kaçınılmalıdır.

 Solunumun değerlendirilmesi:
 İlkyardımcı, başını hasta/yaralının göğsüne bakacak şekilde yan çevirerek yüzünü hasta/yaralının ağzına yaklaştırır.
 BAK-DİNLE-HİSSET yöntemi ile solunum yapıp yapmadığını 10 saniye süre ile değerlendirir.

Solunumun değerlendirilmesi


 Göğüs kafesinin solunum hareketini gözler, solunum sesini dinler, yanağında hasta/yaralının nefesini hissetmeye çalışır.
 Solunum yoksa derhal yapay solunuma başlanır.

 Dolaşımın değerlendirilmesi:
 Dolaşım değerlendirmek için ilkyardımcı; Çocuk ve yetişkinlerde şah damarlarından, bebeklerde kol atardamarlarından 3 parmakla 5 saniye süre ile nabız almaya çalışır.
Dolaşımın değerlendirilmesi
 İlk değerlendirme sonucu hasta/yaralının bilinci kapalı fakat solunum ve nabzı varsa derhal koma pozisyonuna getirilerek diğer yaralılar değerlendirilir.

 Hasta ve yaralının ikinci değerlendirilmesi nasıl olmalı?
 İlk muayene ile hasta/yaralının yaşam belirtilerinin varlığı güvence altına alındıktan sonra, ilkyardımcı ikinci muayene aşamasına geçerek baştan aşağı muayene yapar.

 İkinci değerlendirme aşamaları şunlardır:

 A-Görüşerek bilgi edinme:
 Kendini tanıtır,
 Hasta/yaralının adını öğrenir ve adıyla hitap eder,
 Hoşgörülü ve nazik davranarak güven sağlar,
 Hasta/yaralının endişelerini gidererek rahatlatır,
 Olayın oluş şekli, koşulları, kişisel özgeçmişleri, sonuç olarak ne yedikleri, kullanılan ilaçlar ve alerjinin varlığı sorularak öğrenilir.

 B-Baştan aşağı kontrol yapılır:
 Bilinç düzeyi, anlama, algılama,
 Solunum sayısı, ritmi, derinliği,
 Nabız sayısı, ritmi, şiddeti,
 Vücut veya cilt ısısı, nemi, rengi kontrol edilir.
Hasta/Yaralının İkinci değerlendirme aşamaları

 Baş: Saç, saçlı deri, baş ve yüzde yaralanma, morluk olup olmadığı, kulak ya da burundan sıvı veya kan gelip gelmediği değerlendirilir, ağız içi kontrol edilir.

 Boyun: Ağrı, hassasiyet, şişlik, şekil bozukluğu araştırılır. Aksi ispat edilinceye kadar boyun zedelenmesi ihtimali göz ardı edilmemelidir.

 Göğüs kafesi: Saplanmış cisim, açık yara, şekil bozukluğu ya da morarma olup olmadığı, hafif baskı ile ağrı oluşup oluşmadığı, kanama olup olmadığı değerlendirilmelidir.
 Göğüs kafesi genişlemesinin normal olup olmadığı araştırılmalıdır.
 Göğüs muayenesinde eller arkaya kaydırılarak hasta/yaralının sırtı da kontrol edilmelidir.

 Karın boşluğu: Saplanmış cisim, açık yara, şekil bozukluğu, şişlik, morarma, ağrı ya da duyarlılık olup olmadığı ve karnın yumuşaklığı değerlendirilmelidir.
 Eller bel tarafına kaydırılarak muayene edilmeli, ardından kalça kemiklerinde de aynı araştırma yapılarak kırık veya yara olup olmadığı araştırılmalıdır.

 Kol ve bacaklar: Kuvvet, his kaybı varlığı, ağrı, şişlik, şekil bozukluğu, işlev kaybı ve kırık olup olmadığı, nabız noktalarından nabız alınıp alınmadığı değerlendirilmelidir.
 İkinci değerlendirmeden sonra mevcut duruma göre yapılacak müdahale yöntemi seçilir.

 3-TEMEL YAŞAM DESTEĞİ

Temel yaşam desteği

 Temel yaşam desteği nedir?
 Yaşam kurtarmak amacıyla; hava yolu açıklığının sağlanması, solunum desteği ve dolaşım desteğidir.

 Solunum ve kalp durması nedir?
 Solunum Durması: Solunum hareketlerinin durması nedeniyle vücudun yaşamak için ihtiyacı olan oksijenden yoksun kalmasıdır.
 Hemen yapay solunuma başlanmaz ise kandaki oksijen oranının düşmesi sonucu 4-5 dakika sonra kalp durması meydana gelir.

 Kalp durması: Bilinci kapalı kişide, kalp atımının olmaması durumudur.
 Kalp durmasına 5 dakika içinde müdahale edilmezse dokuların oksijenlenmesi bozulacağı için beyin hasarı oluşur. Oksijensiz kalmaya en az dayanan organ beyindir.
 Kişide solunum olmaması, bilincin kapalı olması, hiç hareket etmemesi ve uyarılara cevap vermemesi kalp durmasının belirtisidir.

 Hava yolunu açmak için baş geri çene yukarı pozisyonu nasıl verilir?
 Bilinci kapalı bütün hasta ve yaralılarda solunum yolu kontrol edilmelidir. Çünkü dil geriye doğru kayabilir ya da herhangi bir yabancı madde solunum yolunu tıkayabilir.
 Önce ağız içine gözle bakılır, eğer yabancı cisim var ise çıkartıldıktan sonra hastaya baş geri çene yukarı pozisyonu verilir.

 Baş geri çene yukarı pozisyonu vermek için;
 Bir el alına yerleştirilir,
 Diğer elin iki parmağı çene kemiğinin üzerine yerleştirilir,
 Alından bastırıp, çeneden kaldırarak baş geriye doğru itilir,
 Böylece dil yerinden oynatılarak hava yolu açıklığı sağlanmış olur.

 Yapay (suni) solunum nasıl yapılır?
 Hasta/yaralının hava yolu açıldıktan sonra, solunum Bak-Dinle-Hisset yöntemi ile değerlendirilir.
 Solunum yoksa hemen yapay solunuma başlanır.

 YETİŞKİNLERDE DIŞ KALP MASAJI VE YAPAY SOLUNUMUN BİRLİKTE UYGULANMASI
 İlkyardımcı kendisinin ve hasta/yaralının güvenliğinden emin olmalı,
 Hasta/yaralının omuzlarına dokunarak ve “iyi misiniz?” diye sorularak bilinci kontrol edilir, eğer bilinci yok ise;
 Çevreden yüksek sesle yardım çağrılır, 112 aratılır,
 Hasta/yaralı sert bir zemin üzerine sırt üstü yatırılır,
 Hasta/yaralının yanına diz çökülür,
 Hasta/yaralının boynunu ve göğsünü saran giysiler çıkarılır,
 Hasta/yaralının ağız içini kontrol ederek hava yolu tıkanıklığına neden olan cisim varsa çıkarılır,
 Hava yolunu açmak için bir eli hasta/yaralının alnına, diğer elin parmak uçlarını çenesinin altına yerleştirerek baş çene yukarı pozisyonu verilir,
 Hasta/yaralının solunum yapıp yapmadığı bak-dinle-hisset yöntemiyle 10 saniye süre ile kontrol edilir,
 -Göğüs kafesinin solunum hareketlerine bakılır, eğilerek, yüzünü hastanın ağzına yaklaştırarak soluk sesini dinler, el ile göğüs kafesinin hareketlerini hissetmeye çalışır,
 Solunumu yok ise;
 Çevrede başka kimse yok ve ilkyardımcı yalnız ise kendisi 112’yi arar,
 Kalp basısı uygulamak için göğüs kemiğinin alt ve üst ucu tespit edilerek alt yarısına bir elin topuğu yerleştirilir,
 Diğer el bu elin üzerine yerleştirilir ve her iki elin parmakları birbirine kenetlenir,
 Ellerin parmakları göğüs kafesiyle temas ettirilmeden, dirsekler bükülmeden, göğüs kemiği üzerine vücuda dik olacak şekilde tutulur,
 Göğüs kemiği 5 cm aşağı inecek şekilde (yandan bakıldığında göğüs yüksekliğinin 1/3’ü kadar) 30 kalp basısı uygulanır, bu işlemin hızı dakikada 100 bası olacak şekilde ayarlanır.
 Baş geri çene yukarı pozisyonu tekrar verilerek hava yolu açıklığı tekrar sağlanır,
 Alnın üzerine konulan elin baş ve işaret parmağını kullanarak hasta/yaralının burnu kapatılır,
 Normal bir soluk alınır, baş geri çene yukarı pozisyonunda iken hasta/yaralının ağzını içine alacak şekilde ağız yerleştirilir,
 Hasta/yaralının göğsünü yükseltmeye yarayacak kadar her biri 1 saniye süren 2 nefes verilir, havanın geri çıkması için zaman verilir,
 Hasta/yaralıya 30 kalp masajından sonra 2 solunum verilir, 30 bası 2 nefese 1 tur denir.
 İlk yardımcı sağlık personeli gelinceye kadar veya hasta/yaralının yaşam bulguları, belirtileri olana kadar Temel Yaşam Desteğine kesintisiz devam edilir.

 ÇOCUKLARDA (1-8 YAŞ) DIŞ KALP MASAJI VE YAPAY SOLUNUMUN BİRLİKTE UYGULANMASI
 İlkyardımcı kendisinin ve çocuğun güvenliğinden emin olmalı,
 Çocuğun omuzlarına dokunarak ve “iyi misiniz?” diye sorularak (Bebeklerde topuğuna hafifçe vurularak) bilinci kontrol edilir, eğer bilinci yok ise;
 Çevreden yüksek sesle yardım çağrılır, 112 aratılır,
 Çocuk sert bir zemin üzerine sırt üstü yatırılır,
 Çocuğun yanına diz çökülür,
 Çocuğun boynunu ve göğsünü saran giysiler çıkarılır,
 Ağız içini kontrol ederek hava yolu tıkanıklığına neden olan cisim varsa çıkarılır,
 Hava yolunu açmak için bir elini çocuğun alnına, diğer elinin parmak uçlarını çenesinin altına yerleştirerek baş çene yukarı pozisyonu verilir,
 Çocuğun solunum yapıp yapmadığı bak-dinle-hisset yöntemiyle 10 saniye süre ile kontrol edilir,
 (-Göğüs kafesinin solunum hareketlerine bakılır, eğilerek, yüzünü hastanın ağzına yaklaştırarak soluk sesini dinler, el ile göğüs kafesinin hareketlerini hissetmeye çalışır,)
 Solunumu yok ise;
 Alın üzerine konulan elin baş ve işaret parmağını kullanarak çocuğun burnu kapatılır,
 Baş geri çene yukarı pozisyonda iken çocuğun ağzını içine alacak şekilde ağız yerleştirilir,
 Çocuğun göğsünü yükseltmeye yarayacak kadar her biri 1 saniyenin üzerinde 2 nefes verir, havanın geriye çıkması için zaman verilir,
 Kalp basısı uygulamak için göğüs kemiğinin alt ve üst ucu tespit edilerek alt yarısına bir elin topuğu yerleştirilir, (Çocuk yetişkin görünümünde ise yetişkinlerde olduğu gibi iki el ile kalp basısı uygulanır),
 Ellerin parmakları göğüs kafesiyle temas ettirilmeden, dirsekler bükülmeden, göğüs kemiği üzerine vücuda dik olacak şekilde tutulur,
 Göğüs kemiği 5 cm aşağı inecek şekilde (yandan bakıldığında göğüs yüksekliğinin 1/3’ü kadar) 30 kalp basısı uygulanır, bu işlemin hızı dakikada 100 bası olacak şekilde ayarlanır.
 Hasta/yaralıya 30 kalp basısından sonra 2 solunum verilir, 30 bası 2 nefese 1 tur denir.
 İlk yardımcı yalnız ise, 5 turdan sonra 112’yi kendisi arar.
 İlk yardımcı sağlık personeli gelinceye kadar veya hasta/yaralının yaşam bulguları, belirtileri olana kadar Temel Yaşam Desteğine kesintisiz devam edilir.

 BEBEKLERDE (0-12 AY) DIŞ KALP MASAJI VE YAPAY SOLUNUMUN BİRLİKTE UYGULANMASI
 İlkyardımcı kendisinin ve bebeğin güvenliğinden emin olmalı,
 Ayak tabanına hafifçe vurarak bilinci kontrol edilir; eğer bilinci yok ise;
 Çevreden yüksek sesle yardım çağrılır, 112 aratılır,
 Bebek sert bir zemin üzerine sırt üstü yatırılır,
 İlkyardımcı temel yaşam desteği uygulayacağı pozisyonu alır (yerde uygulama yapacak ise diz çöker, masa vb. yerde uygulama yapacak ise ayakta durur),
 Bebeğin boynunu ve göğsünü saran giysiler çıkarılır,
 Ağız içini kontrol ederek hava yolu tıkanıklığına neden olan cisim varsa çıkarılır,
 Hava yolunu açmak için bir elini çocuğun alnına, diğer elinin parmak uçlarını çenesinin altına yerleştirerek baş çene yukarı pozisyonu verilir,
 Bebeğin solunum yapıp yapmadığı bak-dinle-hisset yöntemiyle 10 saniye süre ile kontrol edilir,
 (-Göğüs kafesinin solunum hareketlerine bakılır, eğilerek, yüzünü hastanın ağzına yaklaştırarak soluk sesini dinler, el ile göğüs kafesinin hareketlerini hissetmeye çalışır,)
 Solunumu yok ise;
 Ağız dolusu nefes alınır ve ağız bebeğin ağız ve burnunu içine alacak şekilde yerleştirilir,
 Bebeğin göğsünü yükseltmeye yarayacak kadar her biri 1 saniyenin üzerinde 2 nefes verir, havanın geriye çıkması için zaman verilir,
 Kalp basısı uygulamak için bebeğin (iki meme başının altındaki hattın ortası göğüs merkezini oluşturur) göğüs merkezi belirlenir.
 Bir elin orta ve yüzük parmağı bebeğin göğüs merkezine yerleştirilir,
 Göğüs kemiği 4 cm aşağı inecek şekilde (yandan bakıldığında göğüs yüksekliğinin 1/3’ü kadar) 30 kalp basısı uygulanır, bu işlemin hızı dakikada 100 bası olacak şekilde ayarlanır.
 Bebeğe 30 kalp masajından sonra 2 solunum verilir, 30 bası 2 nefese 1 tur denir.
 İlk yardımcı yalnız ise, 5 turdan sonra 112’yi kendisi arar.
 İlk yardımcı sağlık personeli gelinceye kadar veya hasta/yaralının yaşam bulguları, belirtileri olana kadar Temel Yaşam Desteğine kesintisiz devam edilir.

 Solunum zorluğu ve durma nedenleri nelerdir?
 Soluk yolunun yabancı cisimlerle tıkanması (takma diş vb. gibi.),
 Kaburga kemiğinin kırılması, (kaburga dışarı çıkmış ise havanın pozitif akciğer etrafındaki negatif basınç nedenleriyle akciğerin işlevini yapamayışı veya kaburganın akciğeri parçalaması),
 Boyun omurlarının kırılması,
 Çok fazla kan kaybı,
 Göğüs kafesinin sıkışması,
 Zehirli gazların solunması,
 Suda boğulma,
 Dilin geriye doğru gelerek soluk yolunu kapatması,
 Yüksek doz uyuşturucu kullanılması solunum zorluğu ve solunum durma nedenleridir.

 Hava Yolu Tıkanıklığı Nedir?
 Hava yolunun, solunumu gerçekleştirmek için gerekli havanın geçişine engel olacak şekilde tıkanmasıdır.
 Tıkanma kısmi tıkanma ya da tam tıkanma şeklinde olabilir.

 1-Kısmi tıkanma belirtileri:
 Öksürür, nefes alabilir ve konuşabilir.
 Bu durumda hastaya dokunulmaz, öksürmeye teşvik edilir.

 Kısmi tıkanıklık olan kişilerde nasıl ilkyardım uygulanır?
 Eğer kişinin hava yolunda yeterli hava girişi çıkışı mevcut ise, kazazede öksürmeye teşvik edilmeli, yakından izlenmeli ve başka bir girişimde bulunulmamalıdır.
 Kazazedenin henüz ayakta durabildiği bu dönemde onun arka tarafında yer alınmalıdır.
 Bu durumda, kazazede öncelikle bulunduğu pozisyonda bırakılmalıdır.
 Kazazedenin solunum ve öksürüğü zayıflarsa ya da kaybolursa ve morarma saptanırsa derhal girişimde bulunulmalıdır.
 Belirli bir yabancı cisim, yerinden çıkmış veya gevşemiş takma dişleri varsa bunlar yerinden çıkarılır.
 Eğer yabancı sicim görülemiyorsa veya hastanın durumu kötüye gidiyorsa tam tıkanmadaki uygulamalara başlanır.

 2-Tam tıkanma belirtileri: Nefes alamaz, konuşamaz, acı çeker, ellerini boynuna götürür ve rengi morarmıştır.
 Bu durumda Heimlich Manevrası (Karına bası uygulama) yapılır.

 Bilinci yerinde tam tıkanıklık olan kişilerde Heimlich Manevrası (karına bası uygulama) nasıl uygulanır?
 Hasta ayakta ya da oturur pozisyonda olabilir,
 Hastanın yanında veya arkasında durulur,
 Bir elle göğüs desteklenerek öne eğilmesi sağlanır,
 Diğer elin topuğu ile hızla 5 kez sırtına (kürek kemikleri arasına) süpürür tarzda vurulur,
 Tıkanıklığın açılıp açılmadığına bakılır, açıldıysa işlem durdurulur,
 Tıkanıklık açılmadıysa Heimlich Manevrası başlanır,
 Hastanın arkasına geçip sarılarak gövdesi kavranır,
 Bir elin başparmağı midenin üst kısmına, göğüs kemiği altına gelecek şekilde yumruk yaparak konur, diğer el ile yumruk yapılan el kavranır,
 Kuvvetle arkaya ve yukarı doğru bastırılır,
 Bu hareket 5 kez yabancı cisim çıkıncaya kadar tekrarlanır,
 Tıkanıklık açılmadıysa tekrar sırtına vurulur,
 Bu işlemler 5’er kez olacak şekilde dönüşümlü olarak tekrarlanır,
 Hastanın bilinci kapanırsa, sert zemin üzerine yatırılır,
 Şah damarından nabız ve solunum değerlendirilir,
 Tıbbi yardım (112) istenir,
 Temel Yaşam Desteği uygulanır.

 Bilincini kaybetmiş (bilinci kapalı) Kişilerde Heimlich manevrası:
 Hasta yere yatırılır, yan pozisyonda sırtına 5 kez vurulur,
 Tıkanma açılmadığı takdirde hasta düz bir zeminde başı yana çevrilir,
 Hastanın bacakları üzerine ata biner şekilde oturulur,
 Bir elin topuğu göbek ile göğsü kemiği arasına yerleştirilir, diğer el üzerine konur,
 Göbeğin üzerinden kürek kemiklerine doğru eğik bir baskı uygulanır,
 Şah damarından nabız ve solunum değerlendirilir,
 İşleme yabancı cisim çıkıncaya kadar devam edilir,
 Tıbbi yardım istenir (112 aranır),
 Bu hareketi 5 ile 7 kez yabancı cisim çıkıncaya kadar ya da yardım gelinceye kadar devam edilir,
 Bu tür olgularda hava yolu tıkanıklığından şüphelenildiğinde, ilkyardımcılar Temel Yaşam Desteği uygulamasını yapacaklardır.
 Kurtarıcı nefes verdikten sonra hava gitmiyorsa tıkanıklık olduğu düşünülür, ilkyardımcı ağız içinde yabancı cisim olup olmadığını kontrol etmeli, yabancı cisim görüyorsa çıkarmalıdır.

 Çocuklarda (1-8 yaş) hava yolunun açılması:
 Yetişkindeki gibi Heimlich manevrası uygulanır, ancak çocuğun boyu kısaysa boyuna uygun olarak diz çökülüp tek elle uygulama yapılır.

 Bebeklerde (6-12 aylık) tam tıkanıklık olan hava yolunun açılması:
 Bebek ilkyardımcının bir kolu üzerine ters olarak yatırılır,
 Başparmak ve diğer parmakların yardımıyla bebeğin çenesi kavranarak boynundan tutulur ve yüzüstü pozisyonda öne doğru eğilir,
 Baş gergin ve gövdesinden aşağıda bir pozisyonda tutulur, 5 kez el bileğinin iç kısmı ile bebeğin sırtına kürek kemiklerinin arasına hafifçe vurulur,
 Diğer kolun üzerine başı elle kavranarak sırtüstü çevrilir,
 Yabancı cismin çıkıp çıkmadığına bakılır,
 Çıkmadıysa başı gövdeden aşağıda olacak şekilde sırtüstü tutulur,
 5 kez iki parmakla göğüs kemiğinin alt kısmından karnın üst kısmına baskı uygulanır,
 Yabancı cisim çıkana kadar devam edilir.
 Tıbbi yardım istenir (112).

 4- KANAMALARDA  İLKYARDIM 
 Kanama nedir?
 Damar bütünlüğünün bozulması sonucu kanın damar dışına (vücudun içine veya dışına doğru) doğru akmasıdır.
 Bir erişkinin vücudunda yaklaşık 5-6 litre kan bulunur. Bu da yaklaşık vücut ağırlığının 1/13’i kadardır. Vücuttaki kan miktarının %20’si kaybedilirse hayati tehlike başlar.

 Kanamanın ciddiyeti aşağıdaki durumlara bağlıdır:
 -Kanamanın hızına,
 -Vücutta kanın aktığı bölgeye,
 -Kanama miktarına,
 -Kişinin fiziksel durumu ve yaşına bağlıdır.

 Kaç çeşit kanama vardır?

 1-Vücutta kanın aktığı bölgelere göre:
 1-Dış kanamalar: Kanama yaradan vücut dışına doğru olur ve gözle görünür.
 2-İç kanamalar: Kanama vücut içine olduğu için gözle görülemez. (Beyin, akciğer ve karın içi kanamaları gibi.)
 3-Doğal deliklerden olan kanamalar: Kulak, burun, ağız, anüs, üreme organlarından olan kanamalardır.

 2-Kanayan damar cinsine göre:
 1-Atardamarlar (Arter): Kalpten dokulara temiz kan taşır. Taşınan kan, açık kırmızı renktedir.
 Kanaması; Kalp atımları ile uyumlu fışkırma şeklinde kesik kesik akar, basıncı çoktur.
 2-Toplardamarlar (Ven): Vücuttaki kirli kanı taşır. Taşınan kan koyu kırmızı renktedir.
 Kanaması; Sızıntı şeklinde akar, gölet oluşturur.
 3-Kılcaldamarlar: Kırmızı renkli kan taşır.
 Kanaması; Küçük kabarcıklar şeklindedir, basıncı azdır.

 Vücutta baskı uygulanacak noktalar nelerdir?
 Atardamar kanamalarında kan basınç ile fışkırır tarzda olur. Bu nedenle, kısa zamanda çok kan kaybedilir.
 Bu tür kanamalarda asıl yapılması gereken, kanayan yer üzerine veya kanayan yere yakın olan bir üst atardamar bölgesine baskı uygulanmalıdır.

 Vücutta bu amaçla belirlenmiş baskı noktaları şunlardır:
 1-Boyun: Boyun atardamarı (şah damarı) baskı yeri,
 2-Köprücük kemiği üzeri: Kol atardamarları baskı yeri,
 3-Koltukaltı: Kol atardamarı baskı yeri,
 4-Kolun üst bölümü: Kol atardamarı baskı yeri,
 5-Kasık: Bacak atardamarı baskı yeri,
 6-Uyluk: Bacak atardamarı baskı yeri.

 Kanamada ilk yardım uygulamaları nelerdir?

 Dış kanamalarda ilk yardım:
 İlkyardımcı kendini tanıtır ve hasta/yaralı sakinleştirilir,
 Hasta/yaralı sırt üstü yatırılır,
 Hasta/yaralının durumu değerlendirilir (ABC),
 Tıbbi yardım istenir (112),
 Yara ya da kanama değerlendirilir,
 Kanayan yer üzerine temiz bir bezle bastırılır,
 Kanama durmazsa ikinci bir bez koyarak basıncı arttırılır,
 Gerekirse bandaj ile sararak basınç uygulanır,
 Kanayan yere en yakın basınç noktasına baskı uygulanır,
 Kanayan bölge yukarı kaldırılır,
 Çok sayıda yaralının bulunduğu bir ortamda tek ilkyardımcı varsa, yaralı güç koşullarda bir yere taşınacaksa, uzuv kopması varsa veya baskı noktalarına baskı uygulamak yeterli olmuyorsa turnike (boğucu sargı) uygulanır,
Şok pozisyonu verilir,
 Sık aralıklarla (2-3dakikada bir) yaşam bulguları değerlendirilir,
 Kanayan bölge dışarıda kalacak şekilde hasta/yaralının üstü örtülür,
 Yapılan uygulamalar ile ilgili bilgiler (turnike uygulaması gibi) hasta/yaralının üzerine yazılır,
 Hızla sevk edilmesi sağlanır.

 İç Kanamalarda İlkyardım:
 İç kanamalar, şiddetli travma, darbe, kırık, silahla yaralanma nedeniyle oluşabilir. Hasta/yaralıda şok belirtileri vardır.

 İç kanama şüphesi olanlarda aşağıdaki uygulamalar yapılır:
 Hasta/yaralının bilinci ve ABC’si değerlendirilir,
 Tıbbi yardım istenir (112),
 Üzeri örtülerek ayakları 30 cm yukarı kaldırılır,
 Asla yiyecek ve içecek verilmez,
 Hareket ettirilmez (özellikle kırık varsa),
 Yaşamsal bulguları incelenir,
 Sağlık kuruluşuna sevki sağlanır.

 Turnike (boğucu sargı) nedir?
 Kol ve bacaklardaki büyük kanamaların durdurulabilmesi için kanayan yer ile kalp arasındaki tek kemik üzerine sıkma bağı ile damarın sıkıştırılarak kanama durdurma yöntemidir.
 Vücutta bu yöntemde kullanılabilecek 4 kemik bulunur. (2 pazu, 2 uyluk).

 Hangi durumlarda turnike uygulanmalıdır?
 Çok sayıda yaralının bulunduğu bir ortamda tek ilkyardımcı varsa, (kanamayı durdurmak ve daha sonra da diğer yaralılarla ilgilenebilmek için),
 Yaralı güç koşullarda bir yere taşınacaksa,(engebeli uzun bir yol gidilecekse),
 Uzuv kopması varsa ve basınç noktasından yapılan bası etkisiz ise turnike uygulanabilir, bunların dışında kesinlikle uygulanmaz.

 Turnike uygulanırken nelere dikkat edilmelidir?
 Turnike uygulamasında kullanılacak malzemelerin genişliği en az 8-10 cm olmalıdır.
 Turnike uygulamasında ip, tel gibi kesici malzemeler kullanılamamalıdır.
 Turnikeyi sıkmak için tahta parçası, kalem gibi malzemeler kullanılabilir,
 Turnike kanama duruncaya kadar sıkılır, kanama durduktan sonra daha fazla sıkılmaz,
 Turnike uygulanan bölgenin üzerine hiç bir şey örtülmez,
 Turnike uygulamasının yapıldığı saat dakika bir kağıda yazılmalı ve yaralının üzerine asılmalı,
 Uzun süreli kanamalardaki turnike uygulamalarında, kanayan bölgeye göre 15-20 dakikada bir turnike gevşetilmeli,
 Turnike uzvun koptuğu bölgeye en yakın olan ve deri bütünlüğünün bozulmamış olduğu bölgeye uygulanır.

 BOĞUCU SARGI (TURNİKE) UYGULAMA TEKNİĞİ
 İlkyardımcı eline geniş, kuvvetli ve esnemeyen bir sargı alır,
 Şerit yarı uzunluğunda katlanır, uzuv etrafına sarılır,
 Bir ucu halkadan geçirip çekilir ve iki ucu bir araya getirilir,
 Kanamayı tamamen durduracak yeterlilikte sıkı bir bağ atılır,
 Sargının içinden sert cisim (kalem vb.) geçirilir ve uzva paralel konuma getirilir.
 Kanama durana kadar sert cisim döndürülür,
 Sert cisim uzva dik konuma getirilerek sargı çözülmeyecek şekilde tespit edilir,
 Hasta/yaralının elbisesinin üzerine, adı ve turnikenin uygulandığı saat ve dakika yazılı bir kağıt iğnelenir,
 Çok sayıda yaralı olduğunda, yaralının alnına rujla veya sabit kalemle “turnike” veya “T” harfi yazılır,
 Hasta/yaralı pansuman ve turnikesi görülecek şekilde battaniye ile sarılır,
 Turnike 15-20 dakika aralıklarla 5-10 saniye gevşetilir ve sonra tekrar sıkılır.
 Turnikenin en ideal uygulama süresi 1 saattir.

 Uzuv kopması varsa;
 Kopan parça; temiz, su geçirmez, ağzı kapalı bir plastik torbaya yerleştirilir,
 Kopan parçanın konulduğu torba; 2 ölçek buz ve 1 ölçek su bulunan ikinci bir torbanın içine konulur.
 Torba temiz bir bezle sarılıp, hasta/yaralı ile aynı vasıtaya konur, üzerine hasta/yaralının adı ve soyadı yazılır, en geç 6 saat içinde sağlık kuruluşuna sevk edilir,
 Tıbbi birimler haberdar edilir (112).

 Doğal deliklerden çıkan kanamalarda ilkyardım:
 Burun kanaması: (Kendiliğinden meydana gelen burun kanamasında ilkyardım)
 Hasta/yaralı sakinleştirilir,
 Endişeleri giderilir,
 Oturtulur,
 Başı hafifçe öne eğilir,
 Burun kanatları 5 dakika süre ile sıkılır,
 Uzman bir doktora gitmesi sağlanır.

 Kulak kanaması:
 Hasta/yaralı sakinleştirilir, endişeleri giderilir,
 Kanama hafif ise, kulak temiz bir bezle temizlenir,
 Kanama ciddi ise, kulağı tıkamadan temiz bezlerle kapanır,
 Bilinci yerinde ise hareket ettirmeden sırt üstü yatırılır, bilinçsiz ise kanayan kulak üzerine yan yatırılır,
 Kulak kanaması, kan kusma, anüs, üreme organlarından gelen kanamalarda, hasta/yaralı kanama örnekleri ile uzman bir doktora sevk edilir.

 Şok nedir?
 Kalp-damar sisteminin yaşamsal organlara uygun oranda kanlanma yapamaması nedeniyle ortaya çıkan ve tansiyon düşüklüğü ile seyreden bir akut dolaşım yetmezliğidir.

 Kaç çeşit şok vardı?
 Nedenlerine göre 4 çeşit şok vardır.
 1-Kardiyojenik şok (Kalp kökenli): Kalbin yeterli çalışmadığı durumlarda görülür.
 2-Hipovolemik şok (Sıvı eksikliği): Yaralanma sonrası genellikle sıvı veya kan kaybına bağlı gelişir.
 3-Toksik şok (Zehirlenme ile ilgili): Vücuda zehirli bir maddenin girmesi.
 4-Anaflaktik şok (Alerjik): Alerjik olunan madde ile karşılaşıldıktan dakikalar hatta saniyeler içinde gelişen şok tipidir.

 Şok belirtileri nelerdir?
 Kan basıncında düşme,
 Hızlı ve zayıf nabız,
 Hızlı ve yüzeysel solunum,
 Ciltte soğukluk, solukluk ve nemlilik,
 Endişe, huzursuzluk,
 Baş dönmesi,
 Dudak çevresinde solukluk ya da morarma,
 Susuzluk hissi,
 Bilinç seviyesinde azalma.

 Şokta ilkyardım uygulamaları nelerdir?
 Kendinin ve çevrenin güvenliği sağlanır,
 Hava yolunun açıklığı sağlanır,
 Hasta/yaralının mümkün olduğunca temiz hava soluması sağlanır,
 Varsa kanama hemen durdurulur,
 Şok pozisyonu verilir,
 Hasta/yaralı sıcak tutulur,
 Hareket ettirilmez,
 Hızlı bir şekilde sağlık kuruluşuna sevki sağlanır (112),
 Hasta/yaralının korku ve endişeleri giderilerek psikolojik destek sağlanır.

 Şok pozisyonu nasıl verilir?
 Şok pozisyonu nasıl verilir
 Hasta/yaralı düz olarak sırt üstü yatırılır,
 Hasta/yaralının bacakları 30 cm kadar yukarı kaldırılarak, bacakların altına destek konulur (Çarşaf, battaniye, yastık, kıvrılmış giysi vb.),
 Üzeri örtülerek ısıtılır,
 Yardım gelinceye kadar hasta/yaralının yanında kalınır,
 Belli aralıklarla (2-3 dakikada bir) yaşam bulguları değerlendirilir.

 5-YARALANMALARDA İLKYARDIM

 Yara nedir?
 Bir travma sonucu deri yada mukozanın bütünlüğünün bozulmasıdır.
 Aynı zamanda kan damarları, adale ve sinir gibi yapılar etkilenebilir.
 Derinin koruma özelliği bozulacağından enfeksiyon riski artar.

 Kaç çeşit yara vardır?
 1-Kesik yaralar: Bıçak, çakı, cam gibi kesici aletlerle oluşur. Genellikle basit yaralardır. Derinlikleri kolay belirlenir.
 2-Ezikli yaralar: Taş, yumruk ya da sopa gibi etkenlerin şiddetli çarpması ile oluşan yaralardır.
 Yara kenarları eziktir. Çok fazla kanama olmaz, ancak doku zedelenmesi ve hassasiyet vardır.
 3-Delici yaralar: Uzun ve sivri aletlerle oluşan yaralardır. Yüzey üzerinde derinlik hakimdir. Aldatıcı olabilir, tetanos tehlikesi vardır.
 4-Parçalı yaralar: Dokular üzerinde bir çekme etkisi ile meydana gelir. Doku ile ilgili tüm organ, saçlı deri de zarar görebilir.
 5-Enfekte (Kirli) yaralar: Mikrop kapma ihtimali olan yaralardır.

 Enfeksiyon riski yüksek yaralar şunlardır:
 Gecikmiş yaralar (6 saatten fazla),
 Dikişleri ayrılmış yaralar,
 Kenarları muntazam olmayan yaralar,
 Çok kirli ve derin yaralar,
 Ateşli silah yaraları,
 Isırma ve sokma ile oluşan yaralar.

 Yaraların ortak belirtileri nelerdir?
 Ağrı,
 Kanama,
 Yara kenarının ayrılması.

 Yaralanmalarda ilkyardım nasıl olmalıdır?
 Yaşam bulguları değerlendirilir (ABC),
 Yara yeri değerlendirilir, (Oluş şekli, süresi, yabancı cisim varlığı, kanama vb.)
 Kanama durdurulur,
 Üzeri kapatılır,
 Sağlık kuruluşuna gitmesi sağlanır,
 Tetanos konusunda uyarıda bulunulur,
 Yaradaki yabancı cisimlere dokunulmamalıdır,
 Yara eğer kirli ise toz veya toprak benzeri bir şeyler varsa 5 dakika süreyle yara yıkanmalıdır.

 Ciddi yaralanmalar nelerdir?
 Kanaması durdurulamayan yaralar,
 Kas veya kemiğin göründüğü yaralar,
 Delici aletle veya ateşli silahlarla oluşan yaralar,
 Yabancı cisim saplanmış olan yaralar,
 Kenarları birleşmeyen veya 2-3 cm olan yaralar,
 İnsan veya hayvan ısırıkları,
 Görünürde iz bırakma ihtimali olan yaralar.

 Ciddi yaralanmalarda ilkyardım nasıl olmadır?
 Yaraya saplanan yabancı cisimler çıkarılmaz,
 Yarada kanama varsa durdurulur,
 Yara içi kurcalanmamalıdır,
 Yara temiz bir bezle örtülür (nemli bir bez),
 Yara üzerine bandaj uygulanır,
 Tıbbi yardım istenir (112).

 Delici göğüs yaralanmalarında ne gibi sorunlar görülebilir?
 Göğsün içine giren cisim, akciğer zarı ve akciğeri yaralar.
 Bunun sonucunda şu belirtiler görülebilir;  
 Yoğun ağrı,
 Solunum zorluğu,
 Morarma,
 Kan tükürme,
 Açık pnömotoraks (Göğüsteki yarada nefes alıyor görüntüsü).

 Delici göğüs yaralanmalarında ilk yardım nasıl olmalı?
 Hasta/yaralının bilinç kontrolü yapılır,
 Hasta/yaralının yaşam bulguları değerlendirilir (ABC),
 Yara üzerine plastik poşet naylon vb. sarılmış bir bezle kapatılır,
 Nefes alma sırasında yaraya hava girmesini engellemek, nefes verme sırasında havanın dışarı çıkmasını sağlamak için yara üzerine konan bezin bir ucu açık bırakılır,
 Hasta/yaralı bilinci açık ise yarı oturur pozisyonda oturtulur,
 Ağızdan hiçbir şey verilmez,
 Yaşam bulguları sık sık kontrol edilir,
 Açık pnömotoraksta şok ihtimali çok yüksektir. Bu nedenle şok önlemleri alınmalıdır,
 Tıbbi yardım istenir (112).

 Delici karın yaralanmaları ne gibi sorunlar olabilir?
 Karın bölgesindeki organlar zarar görebilir,
 İç ve dış kanama ve buna bağlı şok oluşabilir,
 Karın tahta gibi sert ve çok ağrılı ise durum ciddidir,
 Bağırsaklar dışarı çıkabilir.

 Delici karın yaralanmalarında ilkyardım nasıl olmalıdır?
 Hasta/yaralının bilinç kontrolü yapılır,
 Hasta/yaralının yaşam bulguları kontrol edilir,
 Dışarı çıkan organlar içeri sokulmaya çalışılmaz, üzerine geniş ve nemli temiz bir bez örtülür,
 Bilinç yerinde ise sırt üstü pozisyonda bacaklar bükülmüş olarak yatırılır, ısı kaybını önlemek için üzeri örtülür,
 Ağızdan yiyecek ya da içecek bir şey verilmez,
 Yaşam bulguları sık sık izlenir,
 Tıbbi yardım istenir (112).

 Kafatası ve omurga yaralanmaları neden önemlidir?
 Darbenin şiddetine bağlı olarak kafatası boşluğunda yer alan merkezi sinir sistemi etkilenebilir.
 Bel kemiğindeki yaralanmalarda, omurgada ani sıkışma ya da ayrılma meydana gelebilir.
 Bunun sonucunda sinir sistemi etkilenerek bazı olumsuz sonuçlar oluşabilir.
 Trafik kazalarında ölümlerin % 80’i kafatası ve omurga yaralanmalarından olmaktadır.

 Kafatası ve omurga yaralanmalarının nedenleri nelerdir?
 Yüksek bir yerden düşme,
 Baş ve gövde yaralanması,
 Otomobil ya da motosiklet kazaları,
 Spor ve iş kazaları,
 Yıkıntı altında kalma.

 Kafatası ve omurga yaralanmalarının belirtileri nelerdir?
 Bilinç düzeyinde değişmeler, hafıza değişiklikleri ya da hafıza kaybı,
 Başta, boyunda ve sırtta ağrı,
 Elde ve parmaklarda karıncalanma ya da his kaybı,
 Vücudun herhangi bir yerinde tam ya da kısmi hareket kaybı,
 Baş ya da bel kemiğinde şekil bozukluğu,
 Burun ve kulaktan beyin omurilik sıvısı ve kan gelmesi,
 Baş, boyun ve sırtta dış kanama,
 Sarsıntı ve denge kaybı,
 Kulak ve göz çevresinde morluk,
 Kusma,

 Ancak, hastada hiçbir belirti yoksa bile;
 Yüz ve köprücük kemiği yaralanmaları,
 Tüm düşme vakaları,
 Trafik kazaları,
 Bilinci kapalı tüm hasta/yaralılar, kafatası ve omurga yaralanması olarak var sayılmalıdır.

 Kafatası ve omurga yaralanmalarında ilkyardım nasıl olmalıdır?
 Bilinç kontrolü yapılır,
 Yaşam bulguları değerlendirilir,
 Hemen tıbbi yardım istenir (112),
 Bilinci açıksa hareket etmemesi sağlanır,
 Her hangi bir tehlike söz konusu ise düz pozisyonda sürüklenir,
 Baş-boyun-gövde ekseni bozulmamalıdır,
 Yardım geldiğinde sedyeye, baş-boyun-gövde ekseni bozulmadan alınmalıdır,
 Taşınma ve sevk sırasında sarsıntıya maruz kalmaması gerekir,
 Tüm yapılanlar, hasta/yaralı hakkındaki bilgiler kaydedilmeli ve gelen ekibe bildirilmelidir,
 Asla yalnız bırakılmamalıdır.

 6-KIRIK, ÇIKIK VE BURKULMALARLDA  İLKYARDIM

 Kırık Nedir?
 Kırık, kemik bütünlüğünün bozulmasıdır.
 Kırıklar darbe sonucu ya da kendiliğinden oluşabilir.
 Yaşlılık ile birlikte kendiliğinden kırık oluşma riski de artar.
 Kaç çeşit kırık vardır?

 A-Kapalı kırık: Kemik bütünlüğü bozulmuştur. Ancak deri sağlamdır.
 B-Açık kırık: Deri bütünlüğü bozulmuştur. Kırık uçları dışarı çıkabilir. Beraberinde kanama ve enfeksiyon tehlikesi taşırlar.

 Kırık belirtileri neler olabilir?
 Hareket ile artan ağrı,
 Şekil bozukluğu,
 Hareket kaybı,
 Ödem ve kanama nedeniyle morarma vardır, ağrılı bölgelerin tespiti için elle muayene gereklidir.

 Kırıklarda ilkyardım nasıl olmalıdır?
 Hayatı tehdit eden yaralanmalara öncelik verilir,
 Hasta/yaralı hareket ettirilmez, sıcak tutulur,
 Kol etkilenmişse yüzük ve saat gibi eşyalar çıkarılır, (aksi takdirde gelişebilecek ödem doku hasarına yol açacaktır,)
 Tespit ve sargı yapılırken parmaklar görünecek şekilde açıkta bırakılır. Böylece parmaklardaki renk, hareket ve duyarlılık kontrol edilir,
 Kırık şüphesi olan bölge, ani hareketlerden kaçınılarak bir alt ve bir üst eklemleri de içine alacak şekilde tespit edilir. Tespit malzemeleri, sopa, tahta, karton gibi sert malzemelerden yapılmış olmalı ve kırık kemiğin alt ve üst eklemlerini içine alacak uzunlukta olmalıdır,
 Açık kırıklarda, tespitten önce yara temiz bir bezle kapatılmalıdır,
 Kırık bölgede sık aralıklarla nabız, derinin rengi ve ısısı kontrol edilir,
 Kol ve bacaklar yukarıda tutulur,
 Tıbbi yardım istenir (112).

 Çıkık Nedir?
 Eklem yüzeylerinin kalıcı olarak ayrılmasıdır. Kendiliğinden normal konumuna dönemez.

 Çıkık belirtileri nelerdir?
 Eklemde belirgin şekil bozukluğu,
 Yoğun ağrı,
 Şişlik ve kızarıklık,
 İşlev kaybı.

 Çıkıkta ilkyardım nasıl olmalıdır?
 Eklem aynen bulunduğu şekilde tespit edilir,
 Çıkık yerine oturtulmaya çalışılmaz,
 Hasta/yaralıya ağızdan hiçbir şey verilmez,
 Bölgede; nabız, deri rengi ve ısısı kontrol edilir,
 Tıbbi yardım istenir (112).

 Burkulma Nedir?
 Eklem yüzeylerinin anlık olarak ayrılmasıdır. Zorlamalar sonucu oluşur.
 Burkulma belirtileri nelerdir?
 Burkulan bölgede ağrı,
 Kızarma, şişlik,
 İşlev kaybı.

 Burkulmada ilkyardım nasıl olmalı?
 Sıkıştırıcı bir bandajla burkulan eklem tespit edilir,
 Şişliği azaltmak için bölge yukarı kaldırılır,
 Hareket ettirilmez,
 Duruma göre tıbbi yardım istenir (112).

 Kırık, çıkık ve burkulmalarda tespit nasıl olmalıdır?
 Tespit için ilkyardımcı elde olan malzemeleri kullanır,
 Bunlar üçgen sargı, rulo sargı, battaniye, hırka, eşarp, kravat, tahta, karton vb. malzemeler olabilir.

 Tespit sırasında dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?
 Tespit yapılırken yaralı bölge sabit tutulmalıdır,
 Yara varsa üzeri temiz bir bezle kapatılmalıdır,
 Tespit edilecek bölge önce yumuşak malzeme ile kaplanmalıdır,
 Yaralı bölge nasıl bulunduysa öyle tespit edilmelidir, düzeltilmeye çalışılmamalıdır,
 Tespit; kırık, çıkık ve burkulmanın üstündeki ve altında kalan eklemleri de içerecek şekilde yapılmalıdır.

 Tespit yöntemleri nelerdir?

 Kol ve köprücük kemiği kırığı tespiti:
 Koltuk altına yumuşak malzeme yerleştirilir,
 Kol askısı yerleştirilir,
 Üçgen bandaj yaralının gövdesinin üzerinde, üçgenin tepesi dirsek tarafına, tabanı gövdeyle aynı hizada olacak şekilde yerleştirilir,
 El dirsek hizasında bükülü olarak göğsün alt kısmına yerleştirilir. Üçgen bandajın iki ucu yaralının boynuna düğümlenir, tespit edilen elin parmakları görülebilir şekilde olmalıdır,
 Kol askısı desteği, göğüs boşluğu ve yaralı kol üzerine yerleştirilir (geniş dış bandajda yerleştirilebilir.), böylelikle vücuda yapışık bir şekilde yaralı kol ve omuz eklemi sabitlenmiş olur. Yaralı oturur vaziyette sevk edilir.

 

 

Pazı kemiği kırığı tespiti:
 Sert tespit malzemesiyle yapılır,
 Kırık kemiği tespit edecek olan malzemeler yerleştirilmeden önce, kolun altına (koltuk boşluğundan yararlanılarak) iki şerit yerleştirilir,
 Malzemelerden kısa olanı koltuk altından itibaren dirseği içine alacak şekilde yerleştirilir,
 Uzun olanı omuzla dirseği içine alacak şekilde yerleştirilir,
 Daha önceden yerleştirilen şeritlerle bağlanarak tespit edilir. Şeritler çok kısa bağlanmamalıdır,
 Dirseği tespit için kol askısı takılır.

 

 

 

Dirsek kırığı tespiti:
 Kol gergin vaziyette bulunduysa, hastanın vücudu boyunca gergin ve deri ile arası yumuşak malzemeyle doldurulmuş tespit malzemeleri yardımıyla tespit edilir,
 Eğer bükülmüş vaziyette bulunduysa, bir kol askısı desteği yardımıyla tespit edilir.

 

 

 

 

Kol askısıyla ön kol, bilek ve el tespiti:
 Kırık dirsek ve bilek ekleminin hareketini önlemek için yaralı ön kolun altına üçgen kol askısı yerleştirilir. Hasta/yaralının boynunun arkasına üçgenin iki ucu düğümlenir,
 Aşırı hareket etmesini engellemek için, geniş bir bandaj yardımıyla gövdeye bağlanır.



 Pelvis (kalça) kemiği kırığı tespiti:

 Her iki bacak arasına bir dolgu malzemesi konur,
 Sekiz şeklindeki bir bandajla bilekler tespit edilir,
 Doğal boşlukların altından (dizler ve bilekler) bandajları kaydırmak ve iki tanesi kalça ve dizler arasında diğer ikisi dizler ve bilekler arasında olacak şekilde düğümlenerek tespit edilir.
 Bütün düğümler aynı tarafta olmalıdır.



 Uyluk kemiği kırığının tespiti:

 Sert tespit malzemesi ve sağlam bacağı (ikinci bir tespit malzemesi gibi) kullanarak tespit etme;
 Bir el ayağın üst kısmına, diğeri bileğe konularak yaralı bacak tutulur ve sağlam bacakla bir hizaya getirmek için yavaşça çekilir. Aynı zamanda hafif bir döndürmede uygulanır,
 Her iki bacak arasına (dizler,bilekler) bir dolgu malzemesi konur,
 Sekiz şeklinde bir bandajla bilekler sabitlenir,
 Yaralının vücudunun altından, kımıldatmaksızın doğal boşlukları kullanarak bel, diz ve bileklerin arkasına 7 kumaş şerit (veya benzeri) geçirilir,
 Yumuşak malzemeyle desteklenmiş sert tespit malzemesi, koltuk altından ayağa kadar yerleştirilir ve ayaklardan yukarı doğru bağlanır,
 Düğümler tespit malzemesi üzerine atılarak bandajlar bağlanır,
 Bilek hizasındaki bandaj öncekinin üzerine sekiz şeklinde bağlanır,
 Sert tespit malzemesi bulunmaması halinde, sağlam bacağı tek destek olarak kullanarak, geniş bandajlarla tespit edilir,
 Yaralı sırtüstü yatırılarak sevk edilir.



 Diz kapağı kırığı tespiti:

 Geniş bandajlar yardımı ile iki bacağı birleştirerek dizkapağı tespit edilir. Dizin üst ve altında kalan bandajları sıkarken dikkatli olunmalıdır,
 Geniş ve sert tespit malzemesi (tabla) varsa, kalçadan ayağa kadar yaralı bacağın altına yerleştirilir ve iki tane kalça ve diz arasında, iki tanede diz ile bilek arasında olmak üzere geniş bandajlarla bağlanabilir.
 Bunun üzerine eklemi sabitlemek amacıyla, sekiz şeklinde bir bandaj sarılır.

Kaval kemiğinin tespiti:
 Uyluk kemiği kırığı tespitindeki gibidir;
 Bacaklar tutulur ve yavaşça çekilir,
 Doğal boşluklar kullanılarak (dizlerin altı, bileklerin altı) yaralı bacağın altından kumaş şeritler geçirilir,
 Uygun bir şekilde yumuşak dolgu malzemesiyle desteklenmiş tespit malzemelerinden biri iç tarafta kasıktan ayağa kadar, diğer tarafta kalçadan ayağa kadar yerleştirilir,
 Ayaklardan başlanarak şeritler dış tespit malzemesi üzerinde düğümlenerek bağlanır. Bilek hizasındaki bandaj ayak tabanı üzerine sekiz şeklinde düğümlenir.

 Bileğin / ayağın tespiti:
 Yaralının ayakkabıları çıkarılmadan bağları çözülür,
 Bilek seviyesinde sarılmış sekiz şeklinde bir bandajla her iki ayak birlikte tespit edilir ve yumuşak malzemelerle iyice kaplanmış (rulo yapılmış bir battaniye) bir yüzeye dayamak suretiyle bacakları yukarıda tutmak gerekir.



 Omurga kemiği kırığı tespiti:

 Felç riskinin yüksek olduğu kırıklardır,
 Yaralının önce soluk yolunun açık olup olmadığına bakılır, açık değilse (boyun omuru kırıklarında çene göğüsten yavaşça ayrılır ve boyun kalın bezden, boyunluk yapılarak sarılır) önce solunum yolu açılır, tam baş çene pozisyonu verilmez,
 Yaralı, varsa sırt üstü sert bir tahta veya sedyenin üzerine sırt üstü yatırılarak boyun, bel ve diz altı boşlukları doldurulur, yaralı geniş bağlarla bağlanır,
 Geniş tahta yok ise 2 atel koltuk altından topuğa kadar 2 yanına konur ve bağlarla bağlanır,
 Yaralının sedyeye yatırılması sırasında 3 kişi gereklidir. 1’inci kişi baş ve boynundan, 2’nci kişi sırt ve kalçadan, 3’üncü kişi ise bacak ve ayak bileklerinden tutar,
 Komutla aynı anda kaldırılmalıdır,
 Boyun omuru kırık ise 4’üncü kişi sadece başını tutar,
 Kesinlikle ayağa kaldırılmaz, oturtulmaz, aksi halde felç olabilir.

 Kaburga kemiği kırığı tespiti:
 İki tür tespit işlemi yapılır;
 Yaralıya derin nefes verdirerek kırık kaburganın 3 üst ve 3 alt kaburgayı da kapsayacak şekilde göğüs üzerine konan sargı sağlam taraf koltuk altına bağlanır,
 Koltuk altı bezle desteklenir. Sargı kırık taraftaki kol üzerine konur. Karşı taraf koltuk altına bağlanır,
 Kol 45 derece açı ile parmak uçları karşı omuzu bulacak şekilde askıya alınır,
 Yaralı oturur veya yarı oturur şekilde sevk edilir.


 7-BİLİNÇ BOZUKLUKLARINDA İLK YARDIM

 Bilinç bozukluğu/bilinç kaybı nedir?
 Beynin normal faaliyetlerindeki bir aksama nedeni ile uyku halinden başlayarak (bilinç bozukluğu), hiçbir uyarıya cevap vermeme haline kadar giden (bilinç kaybı) bilincin kısmen ya da tamamen kaybolması halidir.

 1-Bayılma (Senkop):
 Kısa süreli, yüzeysel ve geçici bilinç kaybıdır. Beyne giden kan akışının azalması sonucu oluşur.

 Bayılma Nedenleri:
 Korku, aşırı heyecan,
 Sıcak, yorgunluk,
 Kapalı ortam, kirli hava,
 Aniden ayağa kalkma,
 Kan şekerinin düşmesi,
 Şiddetli enfeksiyonlar.

 Bayılma (Senkop) Belirtileri:
 Kendinden geçme,
 Baş dönmesi, baygınlık, yere düşme,
 Bacaklarda uyuşma,
 Bilinçte bulanıklık,
 Yüzde solgunluk,
 Üşüme, terleme,
 Hızlı ve zayıf nabız.

 2-Koma: Yutkunma ve öksürük gibi reflekslerin ve dışarıdan gelen uyarılara karşı tepkinin azalması ya da yok olması ile ortaya çıkan uzun süreli bilinç kaybıdır.

 Koma nedenleri:
 Düşme veya şiddetli darbe,
 Özellikle kafa travmaları,
 Zehirlenmeler,
 Aşırı alkol, uyuşturucu kullanımı,
 Şeker hastalığı,
 Karaciğer hastalıkları,
 Havale gibi ateşli hastalıklar.

 Koma belirtileri:
 Yutkunma, öksürük gibi tepkilerin kaybolması,
 Sesli ve ağrılı dürtülere tepki olmaması,
 İdrar ve gaita kaçırma.

 Bilinç bozukluğu durumunda ilkyardım nasıl olmalıdır?
 Kişi başının döneceğini hissederse;
 Sırt üstü yatırılır, ayakları 30 cm. kaldırılır,
 Sıkan giysiler gevşetilir,
 Kendini iyi hissedinceye kadar dinlenmesi sağlanır.

 Eğer kişi bayıldıysa;
 Sırt üstü yatırılarak ayakları 30 cm kaldırılır,
 Solunum yolu açıklığı kontrol edilir ve açıklığın korunması sağlanır,
 Sıkan giysiler gevşetilir,
 Kusma varsa yan pozisyonda tutulur,
 Solunum kontrol edilir,
 Etraftaki meraklılar uzaklaştırılır.

 Bilinç kapalı ise:
 Hasta/yaralının yaşam bulguları değerlendirilir (ABC),
 Hasta/yaralıya koma pozisyonu verilir,
 Yardım çağrılır (112),
 Sık sık solunum ve nabız kontrol edilir,
 Yardım gelinceye kadar yanında beklenir.

Koma pozisyonu (yarı yüzükoyun-yan pozisyon) nasıl verilir?

 Bilinç kontrol edilir,
 Sıkan giysiler gevşetilir,
 Ağız içinde yabancı cisim olup olmadığı kontrol edilir,
 Bak-dinle-hisset yöntemi ile solunum kontrol edilir,
 Şah damarından nabız kontrol edilir,
 Hasta/yaralının döndürüleceği tarafa diz çökülür,
 Hasta/yaralının karşı tarafta kalan kolu karşı omzunun üzerine konur,
 Karşı taraftaki bacağı dik açı yapacak şekilde kıvrılır,
 İlkyardımcıya yakın kolu baş hizasında omuzdan yukarı uzatılır,
 Karşı taraf omuz ve kalçasından tutularak bir hamlede çevrilir,
 Üstteki bacak kalça ve dizden bükülerek öne doğru destek yapılır,
 Alttaki bacak hafif dizden bükülerek arkaya destek yapılır,
 Başı uzatılan kolun üzerine yan pozisyonda hafif öne eğik konur,
 Tıbbi yardım (112) gelinceye kadar bu pozisyonda tutulur,
 (3-5) dakika ara ile solunum ve nabız kontrol edilir.

 Havale Nedir?
 Sinir sisteminin merkezindeki bir tahriş (irritasyon) yüzünden beyinde meydana gelen elektriksel boşalmalar sonucu oluşur. Vücudun adale yapısında kontrol edilemeyen kasılmalar olur.
 Havale nedenleri nelerdir?
 Kafa travmasına bağlı beyin yaralanmaları,
 Beyin enfeksiyonları,
 Yüksek ateş,
 Bazı hastalıklar.

 Nedenlerine göre havale çeşitleri nelerdir?
 A-Ateş nedeniyle oluşan havaleler,
 B-Sara krizi (Epilepsi).
 Ateş nedeniyle oluşan havale nedir?
 Herhangi bir ateşli hastalık sonucu vücut sıcaklığının 38°C'nin üstüne çıkmasıyla oluşur.
 Genellikle 6 ay - 6 yaş arasındaki çocuklarda rastlanır.

 Ateş nedeniyle oluşan havalede ilkyardım nasıl olmalıdır?
 Giysileri çıkarılır,
 Öncelikle hasta ıslak havlu ya da çarşafa sarılır,
 Ateş bu yöntemle düşmüyorsa oda sıcaklığında bir küvete sokulur,
 Tıbbi yardım istenir (112).

 Sara krizi (epilepsi) nedir?
 Kronik bir hastalıktır. Doğum sırasında ya da daha sonra herhangi bir nedenle beyin zedelenmesi oluşan kişilerde gelişir.

 Sara krizinin öncü belirtileri nelerdir?
 Değişik kokular tatlar hissetme,
 Kulak çınlaması,
 Küçük adale seğirmeleridir.

 Sara krizinin belirtileri nelerdir?
 Hastada sonradan oluşan ve ön haberci denilen, normalde olmayan kokuları alma, adale kasılmaları gibi ön belirtiler oluşur,
 Bazen hasta bağırır, şiddetli ve ani bir şekilde bilincini kaybederek yığılır,
 Yoğun ve genel adale kasılmaları görülebilir, 10-20 saniye kadar nefesi kesilebilir,
 Dokularda ve yüzde morarma gözlenir,
 Ardından kısa ve genel adale kasılması, sesli nefes alma, aşırı tükürük salgılanması, altına kaçırma görülebilir,
 Hasta dilini ısırabilir, başını yere çarpıp yaralayabilir, aşırı kontrolsüz hareketler gözlenir,
 Son aşamada hasta uyanır, şaşkındır, nerede olduğundan habersiz, uykulu hali vardır.
 Bazı kişilerde, sara krizi aşağıdaki hafif belirtilerle görülebilir;
 Bir noktaya doğru dalgın bakış ve kişinin hayal alemine dalmış gibi görünmesi,
 İstemsiz mimik ve hareketler, dudak ısırma gibi hareketler,
 Anlamsız konuşma ve tekrarlayan hareketler,
 Dikkati dağıtacak derecede bellek yitimi.

 Sara krizinde ilkyardım nasıl olmalıdır?

 Öncelikle, olayla ilgili güvenlik önlemleri alınır,
 Kriz, kendi sürecini tamamlamaya bırakılır,
 Hasta bağlanmaya çalışılmaz,
 Kilitlenmiş çene açılmaya çalışılmaz,
 Genel olarak yabancı herhangi bir madde kullanılmaz, koklatılmaz ya da ağızdan herhangi bir yiyecek içecek verilmez,
 Kendisini yaralamamasına dikkat edilir,
 Başını çarpmasını engellemek için başın altına yumuşak bir malzeme konur,
 Yaralanmaya neden olabilecek gereçler etraftan kaldırılır,
 Sıkan giysiler gevşetilir,
 Kusmaya karşı tedbirli olunur,
 Düşme sonucu yaralanma varsa gerekli işlemler yapılır,
 Tıbbi yardım istenir (112).

 Kan şekeri düşüklüğü nedir?
 Herhangi bir nedenle vücutta glikoz eksildiği zaman ortaya çıkan belirtilerdir.

 Kan şekeri düşmesinin nedenleri nelerdir?
 Şeker hastalığı tedavisine bağlı,
 Uzun egzersizler sonrası,
 Uzun süre aç kalma,
 Barsak ameliyatı geçirenlerde yemek sonrası.

 Kan şekeri aniden düştüğünde hangi belirtiler görülür?
 Korku,  Terleme, Hızlı nabız, Titreme, Aniden acıkma, Yorgunluk, Bulantı.

 Kan şekeri düşüklüğü yavaş ve uzun sürede oluşursa hangi belirtiler görülür?
 Baş ağrısı,
 Görme bozukluğu,
 Uyuşukluk,
 Zayıflık,
 Konuşma güçlüğü,
 Kafa karışıklığı,
 Sarsıntı ve şuur kaybı.

 Kan şekeri düşmesinde ilkyardım nasıl olmalıdır?
 Hastanın ABC’si değerlendirilir,
 Hastanın bilinci yerinde ve kusmuyorsa ağızdan şeker, şekerli içecekler verilir, fazla şekerin bir zararı olmaz,
 (15-20) dakikada belirtiler geçmiyorsa sağlık kuruluşuna gitmesi için yardım çağırılır,
 Hastanın bilinci yerinde değilse koma pozisyonu verilerek tıbbi yardım çağırılır (112).

 Göğüste kuvvetli ağrı nedenleri nelerdir?
 Göğüste kuvvetli ağrı nedenleri arasında en sık kalp spazmı (angina pektoris) ve kalp krizi (miyokart enfarktüsü) görülür.
 Her ikisi de; kalp kasının belli bir yerine gönderilen kanın azalması sonucu oluşur.

 Göğüste kuvvetli ağrı belirtileri nelerdir?
 A-Kalp Spazmı (Angina Pektoris) belirtileri:
 Sıkıntı veya nefes darlığı olur,
 Ağrı hissi; genellikle göğüs ortasında başlar, kollara, boyuna, sırta ve çeneye doğru ilerler,
 Sıklıkla fiziksel hareket, fiziksel zorlanma, heyecan, üzüntü ya da fazla yemek yeme sonucu ortaya çıkar,
 Kısa sürelidir, ağrı yaklaşık 5-10 dakika kadar sürer,
 Ağrı, istirahat ile durur, istirahat halindeyken görülmesi ciddi bir durumu gösterir,
 Nefes alıp vermekle ağrının şekli ve şiddeti değişmez.

 B-Kalp Krizi (Miyokart Enfarktüsü) belirtileri:
 Hasta ciddi bir ölüm korkusu ve yoğun sıkıntı hisseder, terleme, mide bulantısı, kusma gibi bulgular görülür,
 Ağrı; göğüs ya da mide boşluğunun herhangi bir yerinde, sıklıkla kravat bölgesinde görülür, omuzlara, boyuna, çeneye ve sol kola yayılır,
 Sıkıştırıcı karakterdedir, ağırlık veya basınç gibi hissedilir,
 Süre ve yoğunluk olarak kalp spazmı (angina pektoris) ağrısına benzemekle birlikte daha şiddetli ve uzun sürelidir, 30 dakikadan uzun sürer,
 En çok hazımsızlık, gaz sancısı veya kas ağrısı şeklinde belirti verir ve bu nedenle bu tür rahatsızlıklarla karıştırılır (Bu tür gaz ya da kas ağrıları, aksi ispat edilinceye kadar kalp krizi olarak düşünülmelidir),
 Nefes alıp vermekle ağrının şekli ve şiddeti değişmez.

 Göğüs ağrısında ilkyardım nasıl olmalıdır?
kalpkrizi_kalpspazmı
 Hastanın yaşamsal bulguları kontrol edilir (ABC),
 Hasta hemen dinlenmeye alınır, sakinleştirilir,
 Yarı oturur pozisyon verilir,
 Hareket ettirilmez,
 Sıkı elbiseleri gevşetilir, kravatı varsa çıkarılır,
 Kuvvetlice öksürtülür,
 Kullandığı ilaçları varsa almasına yardım edilir,
 Yardım istenerek (112) sağlık kuruluşuna gitmesi sağlanır,
 Yol boyunca yaşam bulguları izlenir.

 8-HASTA/YARALI TAŞIMA TEKNİKLERİ

 Hasta/yaralı taşınmasında genel kurallar nelerdir?
 Hasta/yaralı taşınmasında ilkyardımcı kendi sağlığını riske sokmamalıdır,
 Gereksiz zorlama ve yaralanmalara engel olmak için aşağıdaki kurallara uygun davranmalıdır;
 Hasta/yaralıya yakın mesafede çalışılmalı,
 Daha uzun ve kuvvetli kas grupları kullanılmalı,
 Sırtın gerginliğini korumak için dizler ve kalçalar bükülmeli (Omurilik yaralanmaları riskini azaltır),
 Yerden destek alacak şekilde her iki ayağı da kullanarak biri diğerinden biraz öne yerleştirilmeli,
 Kalkarken, ağırlığı kalça kaslarına vererek dizler en uygun biçimde doğrultulmalı,
 Baş her zaman düz tutulmalı, homojen ve düzgün bir şekilde hareket ettirilmeli,
 Yavaş ve düzgün adımlarla yürünmeli ve adımlar omuzdan daha geniş olmamalı,
 Ağırlık kaldırırken karın muntazam tutulup kalça kasılmalı,
 Omuzlar, leğen kemiğinin ve omuriliğin hizasında tutulmalı,
 Yön değiştirirken ani dönme ve bükülmelerden kaçınılmalı,
 Hasta/yaralı mümkün olduğunca az hareket ettirilmeli,
 Hasta/yaralı baş-boyun-gövde ekseni esas alınarak en az 6 destek noktasından kavranmalı,
 Hasta/yaralı taşınırken mükemmel bir ekip çalışması gerektirir.
 Tüm hareketleri yönlendirecek sorumlu bir kişi olmalı, bu kişi hareketler için gereken komutları (dikkat, kaldırıyoruz gibi) vermelidir,
 Bu kişi genellikle ağırlığın en fazla olduğu ve en fazla dikkat edilmesi gereken bölge olan baş ve boyun kısmını tutan kişi olmalıdır.

 Acil taşıma teknikleri nelerdir?
 Genel bir kural olarak, hasta/yaralının yeri değiştirilmemeli ve dokunulmamalıdır.
 Olağanüstü bir tehlike söz konusuysa, taşıdığı her türlü riske rağmen acil taşıma zorunludur.
 En kısa sürede yaralılar güvenli bir yere taşınmalıdır.

 Sürükleme yöntemleri nelerdir?
 Hasta/yaralının sürüklenmesi, oldukça faydalı bir yöntemdir.
 Özellikle, çok kilolu ve iriyarı kişilerin taşınması gerekiyorsa; dar, basık ve geçiş güçlüğü olan bir yerden çıkarmalarda herhangi bir yaralanmaya neden olmamak için seçilebilecek bir yöntemdir.
 İlkyardımcının fiziksel kapasitesi göz önünde bulundurulmalıdır. Mümkünse battaniye kullanılmalıdır.

 Sürükleme yöntemleri şunlardır;
Sürükleme yöntemleri
 Ayak bileklerinden sürükleme,
 Koltuk altından tutarak sürükleme,
 Giysisinden sürükleme,
 Battaniye ile sürükleme.

 ARAÇ İÇİNDEKİ YARALIYI (RENTEK) TAŞIMA YÖNTEMİ
Rentek Manevrası taşıma yöntemi
 Rentek Manevrası taşıma yöntemi araç içinde kaza geçirmiş yaralı kişiyi eğer bir tehlike söz konusu ise omuriliğe zarar vermeden çıkarmada kullanılır.
 Bu uygulama; solunum durması, yangın tehlikesi, patlama gibi tehlikeli durumlarda uygulanacaktır.
 Kaza ortamı değerlendirilir; patlama, yangın tehlikesi belirlenir, çevre ve ilkyardımcının kendi güvenliği sağlanır,
 Hasta/yaralının omuzlarına hafifçe dokunarak ve “iyi misiniz?” diye sorarak bilinci kontrol edilir, çevrede birileri varsa 112’yi araması istenir,
 Hasta/yaralının solunum yapıp yapmadığı gözlemlenir (göğüs hareketleri izlenir).
 Eğer solunum yok ise;
 Hasta/yaralının ayaklarının pedala sıkışmadığından emin olunur, emniyet kemeri açılır,
 Hasta/yaralıya yan tarafından yaklaşılır ve bir elle kolu diğer elle de çenesi kavranarak boynu tespit edilir (Hafif hareketle),
 Baş-boyun-gövde hizasını bozmadan araçtan dışarı çekilir,
 Hasta/yaralı yavaşça yere veya sedyeye yerleştirilir.

 Kısa mesafede süratli taşıma teknikleri nelerdir?
 1-Kucakta taşıma:
Kucakta taşıma
 Bilinci açık olan çocuklar ve hafif yetişkinler için kullanışlı bir yöntemdir. Bir ilkyardımcı tarafından uygulanır.
 Bir elle yaralı dizlerinin altından tutularak destek alınır,
 Diğer elle gövdenin ağırlığı yüklenerek sırtından kavranır,
 Yaralıya kollarını ilkyardımcının boynuna dolaması söylenebilir. Bu yaralının kendini güvende hissetmesini sağlar,
 Ağırlık dizlere verilerek kalkılır.

 2-İlkyardımcının omzundan destek alma:
İlkyardımcının omzundan destek alma taşıma yöntemi
 Hafif yaralı ve yürüyebilecek durumdaki hasta/yaralıların taşınmasında kullanılır. Bir ilkyardımcı tarafından uygulanır. Bu yöntem iki kişi ile de uygulanabilir.
 Yaralının bir kolu ilkyardımcının boynuna dolanarak destek verilir,
 İlkyardımcı boşta kalan kolu ile hasta/yaralının belini tutarak yardım eder.

 3-Sırtta taşıma:
Sırtta taşıma yöntemi
 Bilinçli hastaları taşımada kullanılır. Bir ilkyardımcı tarafından uygulanır.
 İlkyardımcı hasta/yaralıya sırtı dönük olarak çömelir ve bacaklarını kavrar,
 Hasta/yaralının kolları ilkyardımcının göğsünde birleştirilir,
 Ağırlık dizlere verilerek hasta/yaralı kaldırılır.

Omuzda taşıma ( İtfaiyeci yöntemi)

 

   4-Omuzda taşıma ( İtfaiyeci yöntemi):
 Yürüyemeyen ya da bilinci kapalı olan kişiler için kullanılır. Bir ilkyardımcı tarafından uygulanır.
 İlkyardımcının bir kolu boşta olacağından merdiven ya da bir yerden rahatlıkla destek alınabilir.
 İlkyardımcı sol kolu ile omzundan tutarak hasta/yaralıyı oturur duruma getirir,
 Çömelerek sağ kolunu hasta/yaralının bacaklarının arasından geçirir,
 Hasta/yaralının vücudunu sağ omzuna alır,
 Sol el ile hasta/yaralının sağ elini tutar, ağırlığı dizlerine vererek kalkar,
 Hasta/yaralının önde boşta kalan bileği kavranarak hızla olay yerinden uzaklaştırılır.

 

 

İki ilkyardımcı ile ellerin üzerinde taşıma (Altın beşik yöntemi)

 
5-İki ilkyardımcı ile ellerin üzerinde taşıma (Altın beşik yöntemi):
 Hasta/yaralının ciddi bir yaralanması yoksa ve yardım edebiliyorsa iki, üç, dört elle altın beşik yapılarak taşınır.
 İki elle: İki ilkyardımcının birer eli boşta kalır, bu elleri birbirlerinin omzuna koyarlar, diğer elleri ile bileklerinden kavrayarak hasta/yaralıyı oturturlar.
 Üç elle: Birinci ilkyardımcı bir eli ile ikinci ilkyardımcının omzunu kavrar, diğer eli ile ikinci ilkyardımcının el bileğini kavrar. İkinci ilkyardımcı bir el ile birinci ilkyardımcının bileğini, diğer eli ile de kendi bileğini kavrar.
 Dört elle: İlkyardımcılar bir elleri ile diğer el bileklerini, öbür elleri ile de birbirlerinin bileklerini kavrarlar.



 

Kollar ve bacaklardan tutarak taşıma (Tezkereci yöntemi)


   6-Kollar ve bacaklardan tutarak taşıma (Tezkereci yöntemi):
 Hasta/yaralı bir yerden kaldırılarak hemen başka bir yere aktarılacaksa kullanılır. İki ilkyardımcı tarafından uygulanır.
 İlkyardımcılardan biri sırtı hasta/yaralıya dönük olacak şekilde bacakları arasına çömelir ve elleri ile hasta/yaralının dizleri altından kavrar,
 İkinci ilkyardımcı hasta/yaralının baş tarafına geçerek kolları ile koltuk altlarından kavrar, bu şekilde kaldırarak taşırlar.


 

Sandalye ile taşıma

 
   7-Sandalye ile taşıma:
 Hasta/yaralının bilinçli olması gereklidir. Özellikle merdiven inip çıkarken çok kullanışlı bir yöntemdir. İki ilkyardımcı tarafından uygulanır.
 Bir ilkyardımcı sandalyeyi arka taraftan, oturulacak kısma yakın bir yerden, diğer ilkyardımcı sandalyenin ön bacaklarını aşağı kısmından kavrayarak taşırlar.



 Sedye üzerine yerleştirme teknikleri nelerdir?
 1-Kaşık tekniği:
Kaşık tekniği
 Bu teknik hasta/yaralıya sadece bir taraftan ulaşılması durumunda üç ilkyardımcı tarafından uygulanır.
 İlkyardımcılar hasta/yaralının tek bir yanında bir dizleri yerde olacak şekilde diz çökerler,
 Hasta/yaralının elleri göğsünde birleştirilir,
 Birinci ilkyardımcı baş ve omzundan, ikinci ilkyardımcı sırtının alt kısmı ve uyluğundan, üçüncü ilkyardımcı dizlerinin altından ve bileklerinden kavrar.
 Daha sonra kendi ellerini hasta/yaralının vücudun altından geçirerek kavrarlar,
 Başını ve omzunu tutan birinci ilkyardımcının komutu ile tüm ilkyardımcılar aynı anda hasta/yaralıyı kaldırarak dizlerinin üzerine koyarlar,
 Aynı anda tek bir hareketle hasta/yaralıyı göğüslerine doğru çevirirler,
 Sonra uyumlu bir şekilde ayağa kalkar ve aynı anda düzgün bir şekilde sedyeye koyarlar.

 2-Köprü tekniği:
Hasta/yaralı taşıma Köprü tekniği
 Hasta/yaralıya iki taraftan ulaşılması durumunda dört ilkyardımcı tarafından yapılır.
 İlkyardımcılar bacaklarını açıp, hasta/yaralının üzerine hafifçe çömelerek yerleşirler,
 Birinci ilkyardımcı başı koruyacak şekilde omuz ve ensesinden, ikinci ilkyardımcı kalçalarından, üçüncü ilkyardımcı da dizlerinin altından tutar,
 Birinci ilkyardımcının komutu ile her üç ilkyardımcı hastayı kaldırırlar,
 Dördüncü ilkyardımcı sedyeyi arkadaşlarının bacakları arasına iterek yerleştirir ve hasta/yaralı sedyenin üzerine konulur.

 3-Karşılıklı durarak kaldırma:
Karşılıklı durarak kaldırma
 Omurilik yaralanmalarında ve şüphesinde kullanılır. Üç ilkyardımcı tarafından uygulanır.
 İki ilkyardımcı hasta/yaralının göğüs hizasında karşılıklı diz çökerler,
 Üçüncü ilkyardımcı hasta/yaralının dizleri hizasında diz çöker,
 Hasta/yaralının kolları göğsünün üzerinde birleştirerek, düz yatması sağlanır,
 Baş kısımdaki ilkyardımcılar kollarını baş-boyun eksenini koruyacak şekilde hasta/yaralının sırtına yerleştirirler,
 Hasta/yaralının dizleri hizasındaki üçüncü ilkyardımcı kollarını açarak hasta/yaralının bacaklarını düz olacak şekilde kavrar. Verilen komutla, tüm ilkyardımcılar hasta/yaralıyı düz olarak kaldırarak sedyeye yerleştirirler.

 Sedye ile taşımada genel kurallar nelerdir?
Sedye ile taşımada genel kurallar nelerdir
 Hasta/yaralı battaniye ya da çarşaf gibi bir malzeme ile sarılmalıdır,
 Düşmesini önlemek için sedyeye bağlanmalıdır,Başı gidiş yönünde olmalıdır,
 Sedye daima yatay konumda olmalıdır,
 Öndeki ilkyardımcı sağ, arkadaki ilkyardımcı sol ayağı ile yürümeye başlamalıdır,
 Daima sedye hareketlerini yönlendiren bir sorumlu olmalı ve komut vermelidir,
 Güçlü olan ilkyardımcı hasta/yaralının baş kısmında olmalıdır.

 Sedye ile taşıma teknikleri nelerdir?
 1-Sedyenin iki kişi tarafından taşınması:

 Her iki ilkyardımcı çömelirler, sırtları düz, bacakları kıvrık olacak şekilde sedyenin iki ucundaki iç kısımlarda dururlar,
 Komutla birlikte sedyeyi kaldırırlar ve yine komutla dönüşümlü adımla yürümeye başlarlar,
 Önde yürüyen yoldaki olası engelleri haber vermekle sorumludur.

 2-Sedyenin dört kişi tarafından taşınması:

 Yaralının durumu ağır ise ya da yol uzun, zor ve engelli ise sedye 4 kişi ile taşınmalıdır.
 İlkyardımcıların ikisi hasta/yaralının baş, diğer ikisi ayak kısmında sırtları dik, bacakları bükülü olarak sedyenin yan kısımlarında çömelirler. Sedyenin sapından tutarlar ve yukarı komutu ile sedyeyi kaldırırlar,
 Sedyenin sol tarafından tutan ilkyardımcılar sol, sağ tarafındakiler sağ adımlarıyla yürümeye başlarlar,
 Dar bölgeden yürürken ilkyardımcılar sırtlarını sedyenin iç kısmına vererek yerleşirler,
 Merdiven, yokuş inip çıkarken sedye mümkün olabilecek en yatay pozisyonda tutulmalıdır. Bunun için ayak tarafındakiler sedyeyi omuz hizasında, baş tarafındakiler uyluk hizasında tutmalıdır.

 3-Bir battaniye ile geçici sedye oluşturma:
Bir battaniye ile geçici sedye oluşturma
 Tek bir battaniye ile sedye oluşturmada ise battaniye yere serilir kenarları rulo yapılır.
 Yaralı üzerine yatırılarak kısa mesafede güvenle taşınabilir.

 4-Bir battaniye ve iki kirişle geçici sedye oluşturma:
Bir battaniye ve iki kirişle geçici sedye oluşturma
 Yeterli uzunlukta iki kiriş ile sedye oluşturmak mümkündür.
 Bir battaniye yere serilir,
 Battaniyenin 1/3'üne birinci kiriş yerleştirilir ve battaniye bu kirişin üzerine katlanır,
 Katlanan kısmın bittiği yere yakın bir noktaya ikinci kiriş yerleştirilir,
 Battaniyede kalan kısım bu kirişin üzerini kaplayacak şekilde kirişin üzerine doğru getirilir,
 Hasta/yaralı bu iki kirişin arasında oluşturulan bölgeye yatırılır.

    İLK YARDIM ÇANTSI

İlkyardım Çantası

 

   İlkyardım Çantası:
  Karayolları trafik kanununa ve buna bağlı yönetmeliği göre (Traktör, motosiklet, motorlu bisiklet, iş makinesi hariç) tüm motorlu taşıtlarda ilkyardım çantası bulundurmak zorunludur.


    İlk yardım çantasının araç içindeki yeri ve önemi:
   İlkyardım çantası araç içinde herkesin görebileceği ve kolayca ulaşabileceği bir yerde olmalıdır. Kapalı, kilitli araç bölümlerinde (Bagaj-torpido gözü gibi) bulundurulmamalıdır. İlkyardımcının en önemli yardımcısıdır.
 İlk yardım çantasının malzemeleri ve miktarları:
 İlk yardım çantasının malzeme miktarı taşınan yolcu sayısına göre belirlenir. (26 Eylül 2006-26301 tarih ve sayılı yönetmelik).
 3 adet üçgen sargı bezi,
 2 adet büyük sargı bezi,
 1 adet antiseptik solüsyon,
 1 adet flaster gazlı bez,
 10 adet çengelli iğne,
 1 adet küçük makas,
 1 adet esmark bandajı,
 1 adet turnike,
 1 adet yara bandı,
 1 adet alüminyum yanık örtüsü,
 2 çift eldiven,
 1 adet el feneri.
 
 Not:
Teorik sınavlarda Trafik Adabı Bilgisinden 6, Araç Tekniği Bilgisinden 9,  İlkayardım Bilgisinden 12 ve Trafik ve Çevre Bilgisinden de 23 olmak üzere toplam 50 soru sorulmaktadır. Başarılı sayılabilmeniz için en az 35 soruya doğru cevap verip 70 puan almanız gerekmektedir. Yağlıdere Sürücü Kursu 2024.

 

Yağlıdere Sürücü Kursu-GİRESUN

 

Anasayfaya Git

Takvim
Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar32.758032.8893
Euro35.021935.1622
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam33
Toplam Ziyaret13674